Açıl susam açıl!

Bilginin o kutsal hazinesine ulaşmak kolay değil. Önümüz haramilerle kesilmiş. Geçit vermiyor yürümekte olduğumuz yollar. Kırk Haramiler değil,”Kırık Haramiler” yolumuzu kesenler.


Tıkanmak istenen yol, aklın,  muhakemenin, basiretin yoludur. Yetiştirmeye çalıştığımız nesillerin muhakemesiz ve basiretsiz kalmasını isteyenler, yani insanımızı önce kafasından, sonra gönlünden etmek isteyenler var.


İnsanımızı ezberciliğe alıştırmak, muhakeme yürütemez ve kafasını kullanamaz hale getirmek isteyenler var. İnsanın tahkik hakkını gasbedip sadece taklid hakkıyla yetinmesini isteyenler var.


Taklide körü körüne sarılanlardan olmamak gerekir; ama taklide körü körüne saldıranlardan da olmamak gerekir. Her insanın tahkik ehli olması mümkün olmaz veya gerekmez diyelim, ama en azından hepimiz adına bazılarımızın tahkik ehli olmasını  ve taklidin daha bilinçli bir şekilde yapılmasını önlemeye çalışanlar  varsa; düşünmek isteyen, düşünce ve basiretin o kutlu ve bereketli yolunu açık görmek açık tutmak isteyenler de olacaktır mutlaka. Üstelik bu ikincilerin mücadelesi küçümsenemeyecek boyutlarda olmuştur daima.


Bu amansız ve ebedi mücadele yolunda açılmış bayrakların, basiretin yolunun erdemli yolcuları tarafından oluşturulan manevi havanın etkisiyle sonsuza kadar dalgalanacağına inanıyoruz.


Düşünce sadece düşünmekten ibaret değildir. Düşündüklerinizi ifade etmeye başladığınız andan itibaren kendinizi çetin bir mücadelenin içinde bulursunuz. Fanatik insanın en çok korktuğu şeydir düşünce. Bundan dolayı, fanatik tipler düşünceyi boy hedefi seçip sürekli saldırı düzenlerler. Yani düşünme eylemi, bu mücadele içinde karşı karşıya kalacağımız risklere göğüs germeyi de içermektedir. Ama ne pahasına olursa olsun düşüncenin temel dinamiklerini harekete geçirmek zorundayız. Kendisini karanlıktan kurtarmak ve hep aydınlıkla birlikte yürüme isteyenlerin başka çareleri yoktur zaten.


Düşünce âlemine, onun da ötesinde basiret ve maneviyat âlemine geçmemizi sağlayacak bütün yolları kesmeye, bütün kapıları yüzümüze kapamaya çaba sarf edenlere karşı durmanın bir bedeli vardır. Bu bedeli ödemeye göze alabiliyorsanız veya bu bedeli ödemeye hazırsanız; buyurunuz, içine dalmayı düşündüğümüz o manevi ve kutlu âlemim ulu kapısı önünde duralım ve hep birlikte o tılsımlı cümlemizi haykıralım: Açıl susam, açıl!


(DÜŞÜNCENİN TEMEL DİNAMİKLERİ/YAŞAR KAPLAN)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir